SELAMLAR...
6/4/2008
¦ Elini verene Gözünü değdirene Sözünü diyene Diyemeyene Sevgimi görene Göremeyene Selamlar...
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
SELAMLAR...
6/4/2008
SEVGİYİ HİSSEDEBİLMEK İÇİN ‘’GÖRMEK’’,GÖRMEK İÇİN ‘’BAKMAK’’ GEREKİR.GÜZELLİK,’’BAKANGÖZLER’’DEDİR
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
fark oluşturun...
2/4/2008
Bayan Mediha nın okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi gerekiyordu ve Mustafa nın kayıtlarını en sona bıraktı. Ancak, onun hayatını gözden geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı.
Mustafa nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor ve çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok eğlenceli?
İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evde ki yaşamı mücadele içinde geçiyor.?
Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
Mustafa nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evde ki yaşamı yakında onu etkileyecek.
Mustafa nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
'Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok
fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.
Bunları okuyunca, Bayan Mediha problemi kavradı ve kendinden utandı.
Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kâğıtlara sarılmış hediyeleri
getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu. Mustafa nın hediyesini alıncaya
kadar bu böyle devam etti.
Mustafa nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kâğıdı
ile beceriksizce sarılmıştı.
Bayan Mediha onu diğer hediyelerin ortasında açmaktan acı duydu. Bayan Mediha pakette taşlarından bazıları düşmüş yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca çocuklardan bazıları gülmeye başladı. Ama o bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi. Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü. Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu söylemek için kaldı.
Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz.
Çocuklar gittikten sonra, Bayan Mediha en az bir saat ağladı. O günden
sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı. Bunun yerine, çocukları
eğitmeye başladı. Bayan Mediha, Mustafa ya özel ilgi gösterdi. Onunla çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu. Onu daha fazla teşvik
ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu. Yılın sonuna kadar Mustafa sınıfta
ki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini
söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri idi.
Bir sene sonra, Bayan Mediha kapısının altında Mustafa dan bir not buldu,
ona hala tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.
Altı yıl sonra Mustafa dan bir not daha aldı. Liseyi bitirdiğini, sınıfında
üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.
Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını,
sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile
mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı. Yine Bayan Mediha nın tüm
yaşamında ki en iyi ve ne favori öğretmen olduğunu yazmıştı. Sonra dört yıl
daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasını aldıktan
sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektup onun hala
karşılaştığı en iyi ve en favori öğretmen olduğunu açıklıyordu. Ama simdi
ismi biraz daha uzundu.
Mektup söyle imzalanmıştı,
Prof. Dr. Mustafa Yılmaz ( Tıp Doktoru)
Öykü burada bitmiyor.
Görüyorsunuz, ortaya çıkan başka bir mektup var.
Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının
birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyordu ve evlenme töreninde Bayan
Mediha nın damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu.
Şüphesiz Bayan Mediha bunu kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu?
Taşları düşmüş olan o bileziği takti. Dahası, Mustafa nın annesinin süründüğü parfümden sürdü.
Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Bayan Mediha nın kulağına şöyle fısıldadı,
'Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim.
Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim'
Bayan Mediha, gözlerinde yaslarla fısıldadı, söyle dedi,
Mustafa, yanlış şeylere sahiptim. Bir fark meydana getirebileceğimi bana
öğreten sensin. Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum'.
Birinin Hayatında Bir Fark Oluşturmaya Çalışın.
Bunu iletin, birinin yüreğini ısıtın, hayatında bir fark oluşturmaya çalışsın.
(alıntı
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
11/4/2007
GİTGİDE ALIŞIYORUM SANA
Gitgide alışıyorum sana... Hiçbir alışkanlık bu
kadar güzel olamaz... Ellerin ellerimden uzaksa
nasıl güçsüzüm bilemezsin... Yanımda olduğun
zamanlar; sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor,
alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun... Durmadan
başım dönüyor verdiğin hazdan... Alışkanlıklar
daima korkutur beni... Düşünki ben yaşamaya
bile alışkın değilim... Kendimi kendime alıştıramadım
yıllardır... Fakat şimdi sana alışıyorum... Alıştıkça
özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde
garip bir korku var. Sana tüm alışmaktan değil seni
kendime alıştırmaktan korkuyorum... Bir gün sana
şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini
verememekten korkuyorum... Bir gün ansızın
ölmekten ve seni bana olan alışkanlığınla
yapayalnız bırakmaktan korkuyorum... Oysa ki
her zaman ve günün her saatinde yanında
olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan pişmanlık
duyacağın bir dakikan bile olmamalı... Bütün
zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz
bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni...
Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her
şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim...
"Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın
bir gün... Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan
gözlerin, o zaman en güzeli görecek bende!
Alışkanlığınla, sevginle yepyeni bir "ben"
yaratacaksın benden! İlk defa sevilmenin
ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle mukayese
edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum...
Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi.
Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım.
Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım
diyordum. Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş
olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf
ediyorum. Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum
ve sevgim senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam
kazanıyor... Sevgin olmasaydı değersiz bir cam
parçasıydım. Sevginle bir aynayım şimdi. Bana
bakanlar baştan başa seni görecekler içimde...
Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?
Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. İki kelimeyiz seninle
birbirini tamamlayan. Her yerde iki olduğumuz için
bir bütün haline geliyoruz durmadan... Alışkanlığım
devamlı sana çekiyor beni... Durup durup
dudaklarını öpmek geliyor içimden... Saçlarını
okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor... Kokunun
tenime sindiğini hissediyorum geceleri... Teninin
dudaklarımda eridiğini hissediyorum... Boynunun
en güzel yerini benden başkası bilemez artık...
Seni kimse benim kadar benimle bir bütün
olduğuna inandıramaz... Gitgide bu alışkanlığın
içinde kaybolduğumu hissediyorum... Beni
yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. Bir gün
tarih öncesinde yaşıyoruz, bir gün bulutların
üstünde... Uzun süren bir baygınlık sonrasının
o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim...
Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman
seninle vardığım yüksekliğe erişemez...
Açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni
bulduğum yer kadar derin değil... Alışkanlık
kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor
bizi. Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz.
Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde.
Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi
birdenbire tutuştu. Alev almayan bir yerimiz kalmadı.
Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara
kadar uzanıyor. Hiç bir su, bu ateşi söndüremez
artık. Nehirle, denizler boşalsa üstümüze
hiç sönmeyeceğimizi biliyorum. Bu yangın
biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek. Önce
bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız...
Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde bizden
güçlüsü olmayacak! En mutlu olduğumuz yerde en
güçlü de olacağız seninle... Bu bir sonun değil bir
varoluşun başlangıcıdır. Geçmişteki tüm alışkanlıkların
bana alışmanı önleyemez artık...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
11/4/2007
"Bir zil,
sen onu çalana dek
zil değildir.
Bir şarkı,
sen onu söyleyene dek
şarkı değildir.
Sevgi kalbine,
orada durması için
konmadı.
Sevgi,
sen onu dağıtana dek
sevgi değildir."
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
5/4/2007
Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktım da geldim.
Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali, "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder."
Demişti de onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen, sağ elimde sarımsak, sol elimde
soğan dedirte dedirte öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne, sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu.
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde:
Şuram acıyor işte, şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum. Şuram işte,
Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.
Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
Ben de ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi?
Düştüm, dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
Bugün ben de saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam; "Ben bilmem ki kızım." dedi.
Bari okula sen götür dedim.
"Kızım, iş..." dedi.
Ben de bana ne dedim, ağladım.
"Kızım, ekmek" dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha, bi de sol yanım yine çok acıdı anne.
Herkesin çorapları bembeyaz,
benimkiler gri gibi.
Zeynep, "Annem, beyazlara renkli çamaşır
katmadan yıkıyormuş" dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uffff, babam, her gün domates
peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye,
börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını
bilmez anne.
Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor?
İzin verme anne,
Ne olur toprağına el sürdürme!
Eve gidince aklıma geliyor bi de
bunun için ağlıyorum anne.
Bak, kavanoz yanımda,
toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne?
Her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp
başucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum
anne.
Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan
bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama
bana ne kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi,
nasıl anlatacağım anne.
Senin adın geçince sol yanım
acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sen de rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,
Sen rüyama gelmeyince
Sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Sol yanım acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim anne, çooook...
AYLA AYDEMIR
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
zaman
29/3/2007
ZAMAN
* 10 YILIN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,
YENİ BOŞANMIŞ BİR ÇİFTE SORUN
* 4 YILIN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,
ŞU ANDA AYRI OLAN LİSE AŞIKLARINA SORUN
* 1 YILIN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,
FİNAL SINAVINI GEÇEMEYEN BİR ÖĞRENCİYE SORUN
* 9 AYIN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,
YENİ DOĞUM YAPMIŞ BİR ANNEYE SORUN
* 1 AYIN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,
DÜNYAYA PREMATÜRE BEBEK GETİREN BİR ANNEYE SORUN
* 1 HAFTANIN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,
HAFTALIK GAZETENİN EDİTÖRÜNE SORUN
* 1 SAATİN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,
BULUŞMAK İÇİN BİRBİRİNİ BEKLEYEN AŞIKLARA SORUN
* 1 DAKİKANIN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,
UÇAK,TREN VEYA OTOBÜSÜ KAÇIRAN BİRİNE SORUN
* 1 SANİYENİN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,
KAZA GEÇİRMİŞ BİR İNSANA SORUN
* 1 MİLİSANİYENİN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,
OLİMPİYATLARDA GÜMÜŞ MADALYA ALMIŞ BİRİNE SORUN…
ZAMAN KİMSEYİ BEKLEMEZ.SAHİP OLDUĞUNUZ HER AN HAZİNEDİR
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
hayat
12/11/2006
Hayat, sen ne kadar zorsun
Her şeyi içinde barındırıyorsun
Ne ararsan var sende
Gün geliyor
Mutluluktan havalara uçuruyorsun
Gün geliyor
Üzüntülerinle kahrediyorsun
Her şeyine rağmen
Yaşamaya değersin be hayat
Seni çok seviyorum
Yaşamak, hayat güzel şey
teşekkürler
Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
12/11/2006
birşeylerden mi korkuyorlar
sanki birşey söylelerse büyü bozulacak
uykularından uyanacaklar
gerçeklerle yüzleşmek bu kadar mı zor
yalanları o kadar benimsemişiz ki
doğruları,gerçek mutluluğu unutmuşuz
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
güzel bir yazı okumaya ne dersiniz?
12/11/2006
Uzaklaş
Yoksa sana dokunurum Yoksa yasak tanimam Günahkâr olurum,günahim olursun..
Kaç, görme, Görürsen hatirlama, Hatirlarsan aglama. Gelme... Yoksa sana dokunurum, Dudaklarina konarim Gözlerini esir alirim Kölem olursun, Gecelerce kölen olurum, Didik didik ederim hayatini, Benden baskasina yasatmam seni, Tarihini vururum, anilarini asarim, Yüregine saplarim kendimi Bedeninde yatiya kalirim Teninde beklerim gelecegimi..
Yaklasma Seni alirim, Senin olurum, Özgürlügüm yoldas olur yanina, Sensiz düsüncelerim toprak olur, Yüzünde günesler beklerim..
Gitmezsen sana dokunurum.. Sahiplenirim seni, Sana aski yasatirim, Daha küçük asklara katlanamazsin,
Benimle ölürsün...!
sevdiğim fakat nerede gördüğümü ve kimin yazdığını hatırlayamadığım bir yazı.inşallah sizde seversiniz.ayrıca kimin olduğunu bilen varsa lütfen banada haber versin
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
